Davanın Konusuz Kalması Hâlinde Yargılama Giderlerinden Kim Sorumlu Olur?
- May 24
- 2 min read

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22.01.2026 tarihli kararı, davanın yargılama sırasında konusuz kalması hâlinde yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletileceği konusunda önemli değerlendirmeler içermektedir.
Karar, özellikle;
kamu bursları,
mecburi hizmet yükümlülüğü,
dava sonrası ifa,
kefalet sorumluluğu,
HMK m. 331 uygulaması
bakımından dikkat çekicidir.
Olayın Özeti
Dava konusu olayda davalı bursiyer, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun kapsamında devlet bursuyla ABD’ye doktora eğitimi için gönderilmiştir.
Bursiyer ve kefiller tarafından yüklenme senedi ile kefaletname imzalanmış; bursiyerin eğitimini tamamlamaması hâlinde yapılan masrafların geri ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Davacı Bakanlık, bursiyerin doktora eğitimini süresinde tamamlayamadığını ve gerekli belgelerin ibraz edilmediğini ileri sürerek;
281.287,30 USD,
33.267,00 TL
alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı Tarafın Savunmaları
Davalılar vekili ise;
Covid-19 salgını nedeniyle laboratuvar çalışmalarının durduğunu,
ek süre taleplerinin yeterince değerlendirilmediğini,
yapılandırma görüşmelerinin devam ettiğini,
yüklenme senedi ve kefalet hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu,
bazı kayıtların yazılmamış sayılması gerektiğini,
faiz oranlarının fahiş olduğunu
ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Ayrıca kefiller yönünden Türk Borçlar Kanunu m. 598 kapsamında on yıllık kefalet süresinin dolduğu da savunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin Kararı
Yargılama devam ederken davalı bursiyer doktora eğitimini tamamlamış ve üniversitede öğretim görevlisi olarak göreve başlamıştır.
Mahkeme, mecburi hizmet yükümlülüğünün ifa edilmeye başlanması nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Ne Dedi?
İstinaf incelemesinde ise farklı bir sonuca ulaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi;
davanın açıldığı tarihte bursiyerin henüz göreve başlamadığını,
mecburi hizmet yükümlülüğünün dava açıldıktan sonra yerine getirildiğini,
bu nedenle uyuşmazlığın sonradan ortadan kalktığını
tespit etmiştir.
Bu sebeple dava hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” hükmedilmiş; ancak HMK m. 331 gereği davacı Bakanlığın dava açmakta haklı olduğu kabul edilmiştir.
HMK m. 331’in Önemi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesine göre;
“Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, yargılama giderleri dava tarihindeki haklılık durumuna göre belirlenir.”
Bu düzenleme gereği mahkeme, davanın sonunda değil; davanın açıldığı andaki haklılık durumuna bakmaktadır.
Somut olayda da;
dava açıldığı tarihte yükümlülük henüz yerine getirilmediği,
bursiyerin sonradan göreve başladığı,
uyuşmazlığın sonradan ortadan kalktığı
gerekçeleriyle yargılama giderleri davalı taraf üzerinde bırakılmıştır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
Kararda özellikle;
davanın açıldığı tarihte davacı Bakanlığın haklı olduğu,
uyuşmazlığın sonradan konusuz kaldığı,
HMK m. 331’in doğru uygulandığı,
kefiller yönünden TBK m. 598’deki on yıllık sürenin dava tarihi itibarıyla dolmadığı
vurgulanmıştır.
Kararın Uygulamadaki Önemi
Karar, uygulamada sık karşılaşılan şu soruya önemli bir cevap vermektedir:
“Dava sonradan konusuz kaldıysa neden yargılama gideri davalıya yükletildi?”
Yargıtay’a göre bu sorunun cevabı, davanın açıldığı tarihte hangi tarafın haklı olduğunda aranmalıdır.
Başka bir ifadeyle;
yükümlülüğün dava açıldıktan sonra yerine getirilmesi, davayı açan tarafın başlangıçta haksız olduğu anlamına gelmez.
Bu yaklaşım;
sözleşme uyuşmazlıkları,
alacak davaları,
kamu alacakları,
dava sonrası ödeme,
dava sonrası ifa,
mecburi hizmet yükümlülükleri
gibi birçok alanda doğrudan uygulama alanı bulmaktadır.
Sonuç
Yargıtay 3. HD., E. 2025/3162, K. 2026/341, T. 22.01.2026 sayılı karar; davanın konusuz kalması hâlinde yargılama giderlerinin nasıl değerlendirileceği konusunda önemli bir içtihat niteliğindedir.
Karar, özellikle HMK m. 331 kapsamında “dava tarihindeki haklılık durumu” kriterinin uygulamadaki etkisini açık biçimde ortaya koymaktadır.




Comments