HAKEM (TAHKİM) KARARININ İPTALİ DAVASINDA ESAS DENETİMİ YAPILAMAZ
- May 24
- 2 min read

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22.01.2026 tarihli kararı, tahkim yargılamasında verilen hakem kararlarına karşı açılan iptal davalarının sınırlarını ortaya koyması bakımından önemlidir.
Karara konu olayda taraflar arasında, organize sanayi bölgesi atık su arıtma tesisi yapım işi kapsamında bir adi ortaklık kurulmuştur. Taraflar sözleşmede uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözüleceğini kararlaştırmış, daha sonra ortaklık harcamaları, cari hesap alacağı ve cezai şart talepleri tahkim yargılamasına konu edilmiştir.
Hakem heyeti davanın kısmen kabulüne karar vermiş; davacı şirket ise reddedilen talepler yönünden hakem kararının iptalini istemiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay, davacının itirazlarının esasen hakem heyetinin maddi vakıaları, delilleri, bilirkişi raporlarını ve cezai şart şartlarını değerlendirme biçimine yönelik olduğunu belirtmiştir.
Ancak hakem kararının iptali davası, hakem kararının yerindeliğini veya maddi hukuka uygunluğunu yeniden inceleme yolu değildir.
Bu nedenle mahkeme, hakem heyetinin;
cezai şartı neden reddettiğini,
cari hesap alacağını nasıl hesapladığını,
bilirkişi raporunu nasıl değerlendirdiğini,
sözleşme hükümlerini nasıl yorumladığını
yeniden inceleyemez.
HMK m. 439: Hakem Kararına Karşı Tek Yol İptal Davasıdır
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 439. maddesine göre hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir.
Ancak bu dava, sınırsız bir kanun yolu değildir. HMK m. 439/2’de iptal sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır.
Bunlardan bazıları şunlardır:
tahkim sözleşmesinin geçersiz olması,
hakem seçiminde usule uyulmaması,
kararın tahkim süresi içinde verilmemesi,
hakem kurulunun yetkisini aşması,
tahkim yargılamasının usule aykırı yürütülmesi ve bunun kararın esasına etkili olması,
tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesi,
uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması,
kararın kamu düzenine aykırı olması.
Somut olayda Yargıtay, HMK m. 423’te düzenlenen tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediğini, kararın kamu düzenine aykırı olmadığını ve HMK m. 439’da sayılan iptal sebeplerinin oluşmadığını kabul etmiştir.
Tahkimde Süre Meselesi
Kararda ayrıca tahkim süresi yönünden de değerlendirme yapılmıştır.
HMK m. 427’ye göre taraflar aksini kararlaştırmadıkça hakem veya hakem kurulu esas hakkında kararını belirli süre içinde vermelidir. Somut olayda tahkim süresi tarafların yazılı muvafakatiyle uzatılmış ve hakem kararı bu süre içinde verilmiştir.
Bu nedenle kararın süresinde verilmediği yönünde bir iptal sebebi de bulunmamıştır.
Kararın Şirketler Açısından Önemi
Bu karar, ticari sözleşmelerde tahkim şartı kullanan şirketler açısından önemli bir uyarı niteliğindedir:
Tahkim kararından memnun olmayan taraf, iptal davasında uyuşmazlığın esasını yeniden tartışamaz.
Başka bir ifadeyle, iptal davası;
“hakem yanlış değerlendirdi”,
“bilirkişi raporu hatalıydı”,
“cezai şart kabul edilmeliydi”,
“alacak eksik hesaplandı”
gibi itirazların yeniden incelendiği bir yol değildir.
Bu nedenle tahkim yargılamasında iddia, savunma, delil, bilirkişi itirazı ve sözleşme hükümlerinin yorumuna ilişkin tüm strateji en baştan doğru kurulmalıdır.
Sonuç
Yargıtay 3. HD., E. 2025/5711, K. 2026/301, T. 22.01.2026 sayılı karar, hakem kararının iptali davasında mahkemelerin esas denetimi yapamayacağını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Tahkim, hızlı ve etkili bir uyuşmazlık çözüm yolu olabilir. Ancak tahkim şartı sözleşmeye konulduktan sonra süreç, klasik mahkeme yargılamasından farklı ve daha sınırlı denetime tabi hale gelir.
Bu nedenle özellikle ortak girişim, adi ortaklık, inşaat, altyapı, enerji ve sanayi projelerinde tahkim şartı hazırlanırken; tahkim yeri, hakem seçimi, süre, delil sunma usulü, cezai şart ve tasfiye mekanizması dikkatle düzenlenmelidir.




Comments